30 Ocak 2014 Perşembe

Sizce bu neye benziyor?

 

Sizce bu neye benziyor? İnançsızlara(Ateistlere) sormak lazım. Bu muhteşem çiçek tasarımının kendi kendine oluşabileceğine nasıl inanabiliyorlar?

20 Ocak 2014 Pazartesi

DİKKAT SANAT VAR!

 
 

BÖYLE TAVUKLAR GÖRDÜNÜZMÜ?


Örümcek ağının şifresi çözüldü

 


Örümcek ağının şifresi çözüldü


Oxford Üniversitesi örümcek ağının şifresini çözdü. Örümcek ağını kaplayan ve dünyanın elektromanyetik alanını birkaç milimetrekarelik alanda bozabilen madde sayesinde çevre kirliliği ve uçak kazalarına çözüm bulunabilecek. 


 Örümcek ağı sistemi bilinenden çok daha kompleks ve sıra dışı olduğunu söyleyen Doğa Bilimleri Derneği Genel Sekreteri Biyoteknolog Müge Kanay, Oxford Üniversitesi’nde yapılan araştırmada örümcek ağının şifresinin çözüldüğünü açıkladı. Araştırma, örümcek ağının fizik kurallarını alt üst eden çok kompleks bir özelliğe sahip olduğunu ortaya koydu.

Uçan böceklerin üzeri polenler, kirleticiler ve hava yoluyla taşınabilecek maddelerle kaplı. Havada uçuşan her şeyin elektrikle yüklü olduğunu vurgulayan Kanay, fizik kurallarına göre, bir maddenin diğer maddeye yapışabilmesi için zıt kutuplar olması gerektiğini, dolayısıyla da polenin böceğin üzerine yapışabilmesi için, birinin artı, diğerinin eksi yüklü olmasının şart olduğunu aktardı.

Kanay, bir böceğin örümcek ağına yapışabilmesi için de yine birinin artı, diğerinin eksi yüklü olması gerektiğinin altını çizerek, şu bilgileri verdi:


“Aynı kutuplar birbirleri iter. Bu durumda örümcek ağının polenleri yakalayamaması gerekir. Üzeri polenle kaplı bir böceğin ağa yapışmaması demek, böceğin kolaylıkla kaçabilmesi anlamına gelir. İşte tam bu aşamada hiç beklenmedik bir şey gerçekleşir. Örümcek ağı, hem böceğe hem de polene yapışır. İyi ama fizik kurallarına göre imkansız olan bu durum, nasıl olur da gerçekleşir? Nasıl olur da örümcek ağlarını inceleyince üzeri polen kaplı böceklerle karşılaşabiliriz?”


BÖCEK NASIL AĞI FARK ETMEZ?


“Örümcek ağının tüm yüzeyini kaplayan elektrostatik özelliğe sahip madde, ağın hem uçan böcekleri hem de böceklerce taşınan kir ve polenler ile benzer tüm parçacıkları yakalamasını sağlar. Ancak bu kadarla kalmaz. Bu madde, örümcek ağı üzerinde sadece birkaç milimetrelik çok ufak bir alanda, dünyanın elektromanyetik alanını bozar ve böylece artı ya da eksi yüklü olup olmadığı fark etmeksizin her cismin üzerine yapışabilir.”


“Bilim adamlarının aklını yıllardır kurcalayan bir diğer soru, nasıl olup da böceklerin örümcek ağını fark etmediğidir. Birçok böcek, bulundukları bölgede en ufak bir elektriksel değişiklik olsa bunu hissedebilecek kadar hassas sensörlere sahiptir. Antenleri adeta bir elektronik sensör gibi çalışır. Antenin ucu, böceğin vücudunun geri kalanından farklı bir elektrik yükü ile yüklüdür. Böylece böcek, elektrik yüklü bir nesneye yaklaştığında, antenin ucu bu küçücük değişikliği dahi hisseder. Böceğin, bu kadar hassas sensörlere rağmen, ağı tespit edemeyip, yakalanmasının sebebi, ağın milimetrelik bir bölgesinde dünyanın elektriksel alanını bozmasıdır.”


HAVA KİRLİLİĞİ VE UÇAK KAZALARI


“Oxford Üniversitesi Zooloji Bölümünden Prof. Dr. Fritz Vollrath’a göre, örümcek ağının fizik kurallarını değiştiren özelliğinden yola çıkarak, çevre kirliliğiyle mücadele edilebilir. Dünyanın farklı yerlerinden örümcek ağları toplanıp incelenerek, bölgedeki hava kirliliği ve çevre kirliliği tespit edilebilir. Bu sistem, bugün kullanılan endüstriyel sensörlerden hem çok daha ucuz hem de çok daha yüksek bir verime sahip olacaktır.”


 “Vollrath söz konusu keşifle ilgili başka bir tespiti daha bulunuyor: Havada uçuşan tüm nesnelerde statik elektrik bulunur. Bir uçak bile gökyüzünde uçarken, etraf ne kadar boş görünürse görünsün, üzeri havadaki nesnelerden uçuşan statik elektrikle kaplanmaya başlar. Bu da bir risk oluşturur. Örneğin helikopterler, iniş yaparken üzerlerindeki statik elektriği aniden boşaltırlarsa havaya uçarlar. Eğer örümcek ağlarındaki dünyanın elektriksel ağını belirli bir bölge içerisinde etkisiz hale getirme özelliğini taklit edip, uçakları ve helikopterlerimizi bu malzeme ile kaplayabilirsek, o zaman havacılık tarihinin en büyük kazalarından biri olan Hindenburg felaketi gibi olaylara karşı da tedbir almak ve daha güvenli uçuşlar gerçekleştirmek de mümkün olabilir.”

(AA)

10 Ocak 2014 Cuma

PUHALA AĞACI MEYVESİ



PUHALA  AĞACI  MEYVESİ

"O, yaratmada dilediği arttırmayı yapar. Şüphesiz Allah, her şeye gücü yetendir"

 (Fatır Sûresi 1.Ayet)


9 Ocak 2014 Perşembe

HİÇ KIRMIZI MUZ GÖRDÜNÜZMÜ?


KAR KRİSTALLERİ

 

Kar kristalleri üzerinde ilk araştırmaları yapan ABD'li Wilson Bentley, elli yıl boyunca kar kristalinin 6.000 fotoğrafı çekmiştir.


Bu kar tanelerinin hiçbiri birbirine benzemez ve kitabının son bölümüne şu notu düşmüştür yazar:



'' Sanki bir sanatçı,sanatını gösteriyor...''



Evet o sanatçı,yüce Kâinatın yaratıcısı olan Allah'tır.




Allah seni ne kadar güzel yaratmış.Maşallah..


Allah seni ne kadar güzel yaratmış.Maşallah..

Etiyopya'da bulunun bir taş. İçinde sanki küçük bir deniz var.

 
 
Etiyopya'da bulunun bir taş. İçinde sanki küçük bir deniz var.

8 Ocak 2014 Çarşamba

DEV SALYANGOZ!



 
DEV SALYANGOZ!
 


Birçok insan varlığından habersiz. Onu, konunun uzmanları, bir de yaşadığı bölgenin insanları biliyor. Yine da onlar bile, böylesiyle karşılaşınca şaşırmadan edemiyor.


İşte “dev Afrika salyangoz”..


Ortalama olarak 18 santimetre boyunda, 9 santimetre çapında... Zaman zaman 22 santimetreye, hatta birkaç kez de 30 santimetre boyuna ulaşanlar oldu. Ancak onların da nesli tükeniyor. 


Bunu önlemek için, yaşam bölgeleri olan Afrika ülkelerinden Gana'da bir grup Batılı bilim adamı özel bir alan kurarak, bu dev salyangozları kurtarmaya çalışıyor.
 
 
 
 



HUD SURESİ 11/6

 

BAKARA SURESİ 138.AYET


                                                    AMHERST SÜLÜNÜ


 
TUKAN KUŞU


6 Ocak 2014 Pazartesi

ALLAH'IN BİR MUCİZESİ DAHA!





ALLAH'IN BİR MUCİZESİ DAHA!



Dragon kanı olarak bilinen bu ağaç kesildiğinde içindeki bir sıvı ile kanamaya başlar.


Kan ağlayan ağaç bin derde deva


Kesildiği ya da gövdesine darbe aldığı zaman kırmızı renkli bir sıvı akıtan bu ilginç ve sıra dışı ağaç, Hint Okyanusu kıyısında Somali sahillerinde bulunuyor.



Ağaçtan süzülen kanlı sıvı ise binbir derdin devası olarak görülüyor. Öyle ki bir damlası 3 tam elmadan daha fazla antioksidan içermesi ile biliniyor.

 

KAN AKITIYOR


Ejder-Dragon Ağaçları, özsuları kırmızı-kan rengi olan ağaçlardır. Gövdeleri yaralandığı zaman sızan kırmızı kan rengi özsıvıları nedeni ile ejder ağaçları olarak adlandırılırlar.


Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalarda, kırmızı rengi veren özsu içinde, insan ve hayvanların kanında bulunan hem’in (hemoglobulin içindeki demir) bulunduğu gösterilmiştir.

 

CİLT İÇİN MÜKEMMEL ETKİSİ VAR

Ejderha Kanı reçinesinin iyileştirici ve tedavi edici gücü Amazon yağmur ormanlarının yerli kabileler tarafından yüzlerce yıldır bilinmekte ve cilt için en etkili bitkisel madde olarak kabul edilmekte.


Bir çok klinik ve bilimsel araştırmalar Ejderha Kanı reçinesinin cilt problemlerinde etkili olduğunu göstermekte.

 

KANAMALARI DURDURUYOR


Amazon ormanındaki yerliler, bu reçineyi yüzyıllardır kanamaları durdurma da, yaraları dezenfekte etmede ve her tür cilt sorunlarını iyileştirmede kullanmakta.


Bu yöredeki kabilelerce, deri sıyrıkları, yara ve kesikler, yanıklar, ağız ülseri, böcek ısırıkları, egzama, sedef, akne, sivilce, dudak uçuklarına ve daha başka rahatsızlıklara karşı Ejderha Kanı, lokal ve oral olarak kullanılmakta.

 

KÖTÜ RUHLAR İÇİN KULLANMIŞLAR

Kırmızı renkli özsıvıları, yerel insanlar tarafından, ev kapılarına sürülerek, kötü ruhların girmesinin önlenmesi için kullanılmıştır.

 

DOĞUM İÇİN KAN KESİCİ


Öz sıvıdan elde edilen rezin, yaralarda, kanama durdurulmasında, doğum sonu kanamalarda kullanılmıştır. Bugün vernik ve tahta boyası için kullanılmaktadır.

 

Ejderha Kanı reçinesi cilt için eşsiz bir madde olduğu içerdiği aktif maddeler, Dimethylcedrusine adlı bir Lignan, Taspi ve Protoancianidinas ( antioksidan ) adlı Alkaloid sayesindedir.


Hidrokolorid ve Alkaloid Taspi maddesi, yara iyleştirici, anti-enflamatuar ve anti-bakteriyel özelliklere sahiptir. Birçok klinik ve bilimsel çalışmalar bu Taspi maddesinin yaraların iyileşme hızını 4 kat arttırdığını ve cilt hücrelerinin yenilenmesini desteklediğini göstermekte.

 

Ejderha Kanı‘nın İçerdiği anti-enflamatuar, antiseptik, yara iyileştirici ve hücre yenileyici özellikleri sayesinde birçok cilt problemi için iyi geldiği görülmekte.


Son yıllarda yapılan araştırmalar bu reçinenin değerli bir kozmetik maddesi olduğunu kanıtlamıştır.


Ejderha Kanın çok yüksek “Antioksidan” özellikleri keşif edildikten sonra kozmetik sektörü bu reçineyi daha derin araştırıp cilt için çok daha fazla mucizevi etkisinin olduğunu görmüştür

 

1 DAMLASI YETİYOR


Bir damla Ejderha Kanı üç tam elmadan daha fazla doğal Antioksidan içerir.


Ejderha Kanı bileşenlerinden olan Protoancianidinas Alkoloid bilinen C vitamininden 20 kat, E vitamininden 50 kat daha tesirli olması bu reçineyi mükemmel doğal bir anti-aging maddesi yapmakta.

 

EN DEĞERLİ AĞAÇ

Ejderha Kanı uzun yüzyıllardan beri değişik kıtalar arasında takas ve ticari olarak değişimlere konu olmuştur. Birkaç yüzyıl önce MS.1403 doktorlar ve şamanlar tarafından reçete ile yazılan popüler bir ilaç olmuş ve artan ticari değeri nedeniyle altın sikkelerle satılmaya başlanmıştır.

 

ARTIK KORUMA ALTINDA


Bu benzersiz reçineye olan yoğun talep nedeniyle, maalesef hiçbir gelecek planlaması yapılmadan birçok ağacın katledilmesine neden olmuştur.


Günümüzde yetkililer artık çok nadir bulunan bu mucizevi Ejder Kanı Ağacını koruma altına almıştır. Ağaçlar özenle korunmakta.


Bu ağaçtan elde edilen değerli kırmızı renginde ki reçine sadece belirli dönemlerde ve belirli miktarlarda alınabilmekte.


Bu da bu doğal mucizevi reçineyi çok değerli yapmakta.

 

 
http://www.haber3.com/kan-aglayan-agac-bin-derde-deva-foto-galerisi-30222.htm


YAĞMUR BULUTU